Konya’daki Sırçalı Medrese’de deklanşöre bastığımda, vizörden bile harika görünen o eşsiz firuze mavisine güvenmiştim. Ancak analog fotoğrafçılıkta süreç, parmağınızı deklanşörden çektiğinizde bitmiyor.
Sırçalı'nın o meşhur firuze mavisi. Kusursuz bir geometrinin, lab banyosundaki 'kusurlu' kimyasalla imtihanı. Mavinin saflığına karışan lekeler, bugünün dökümantasyonuna ait birer mühür gibi.
Profesyonel bir film (Portra 400) kullanmanıza rağmen, bazen laboratuvarın yorgun kimyasalları hikâyeye dahil olur. Bu fotoğraflardaki lekeler, teknik bir hatadan ziyade, tarihin kendi içindeki 'kırılganlığına' eşlik eden birer kimyasal döküntü. Çinilerin dökülmesiyle banyo lekelerinin buluşması, kurgulanmış bir estetikten çok daha gerçek bir 'tesadüflük' sunuyor. Hataları silmiyoruz; onları tarihin bir parçası olarak kaydediyoruz.